Sitene Ekle
Esmaül Hüsna
nter>peygamberimizin terinin kokusu
Bir Ayet

Kalpler ancak Allah'ı (c.c.) anarak mutmain olur.



Hucurât Suresi 10. ayet إِنَّمَا الْمُؤْمِنُونَ إِخْوَةٌ فَأَصْلِحُوا بَيْنَ أَخَوَيْكُمْ وَاتَّقُوا اللَّهَ لَعَلَّكُمْ تُرْحَمُونَ Müminler ancak kardeştirler. Öyleyse kardeşlerinizin arasını düzeltin ve Allah'tan korkun ki esirgenesiniz.
peygamberimizin terinin kokusu
Kategorilerim

40 HADİS
MUHAMMED RAŞİD HZ.
KUTSAL EMANETLER.
DELAİLÜL HAYRAT
SOHBETLER
KISSADAN HİSSELER
ÇİÇEK BAHÇESİ
HADİSLER
TASAVVUF
MÜBAREK GÜN VE GECELER
DİNİ HİKAYELER
MİNAH
KURAN MEALİ
EHLİBEYT SEVGİSİ
RESİMLERLE AYETLER
DUA
DÜŞÜNDÜREN RESİMLER
HAT YAZILARI
MSN AVATARLARI
KABE RESİMLERİ
NÜKTE
MEDİNE RESİMLERİ
LATİFE
GÜL RESİMLERİ
KABE RESİMLERİ
VEDA HUTBESİ
54 FARZ
ŞANLI TARİHİMİZ
HTML KODLARI
“Allah ve Resulüne itaat eden Cennete, etmeyen Cehenneme gider”

Dostlarım


derin
ozlem405
ahsennur
rindiseyda
spacal
ayseliden
medreseizehra
gulsultan
islamhukuku
ezelinur
candedim
rumeysa1980
kalbinur
medinediyari
uyangozlerim
affeyleallahim
oldwomen
resulevuslat
mnelam
nuralemi
cennetkokusu
allame
herneysem
kitabooku
ruzun
birdiyar
mevlana1
cansofi
cecenistan61
sevgialemi
gizemli7806
hicrans
hktedepyahu
cilginavatar81
fatihca96
bennur76
hidayetsaati
emin06
benyaziyorumfotograf

gül bahçesinde gül olmak
Banneri Olan Dostlar
2563 igrayla Sevgi Çemberi Hazirlayan : AFFEYLE_ALLAHIM elam Nur Alemi Fatih96 Image Hosted by ImageShack.us Image Hosted by ImageShack.us nurralemi cellm@n Nasibim Image Hosted by ImageShack.us Image Hosted by ImageShack.us Hazirlayan : AFFEYLE_ALLAHIM

duha

gül bahçesinde gül olmak

Sohbetsevenler



Bannerimi blogunuza koymak isterseniz kodlar aşağıda!!!!

gül bahçesinde gül olmak

17/5/2007

NİYET

    Kalp karar merkezidir. Kalbin kesin kararına niyet denir. Niyet amelden hayırlıdır. Yüce Allah her işimizde kalbe ve kalpteki niyete bakar. Niyeti güzel olan güzel sonuç alır; kötü olan yolda kalır.  

          Fahri Kâinat Efendimiz(s.a.v), bu konuda şöyle buyurmuştur:

“Hiç Şüphesiz ameller

ancak niyetlere göre değerlendirilir ve karşılık bulur.

 Herkese niyet ettiği şey verilir.

Kim, hicretini Allah ve Resulü için yapmışsa, onun hicreti Allah ve Resulü için olmuştur.

Kim de hicretini elde edeceği bir dünyalık ve evlenmek istediği bir kadın için yaparsa, onun hicreti de niyet ettiği bu şeylere olmuştur.”

     Bu hadis-i şerifin beyan edilmesine sebep olan olay da konumuz için ibretlik bir olaydır. Rivayet şöyledir:

         Mekke-i Mükerreme’de adamın birisi bir kadına talip olup onunla evlenmek istedi. Kadının ismi Ümmü Kays idi. Kadın adama Medine’ye hicret etmeyi şart koştu. Adam da hicretin fazilet ve sevabına ulaşmak için değil, sırf kadına kavuşmak için Mekke-i Mükerreme’den kalkıp Medine-i Münevvere’ye hicret etti. Görünüşte bu adam da diğer Müslümanlar gibi vatanını terk etti. Fakat diğer Müslümanlar bu hicreti sırf Allah rızası için yaptılar. Adamın durumu Resulullah (s.a.v) Efendimize sorulunca, bu hadisi beyan buyurdular. Arkadaşları ona, Allah için değil de kadın için Medine’ye göç ettiği için: “Ümmü Kays’ın muhaciri” diyorlardı.

         Bu yüzden niyetlerimize dikkat edelim. Neyi niçin istediğimizi iyi bilelim. Allah rızasını hedeflemeyen hiçbir niyet hedefe ulaşmaz. Kulu Allah’a ve ebedi saadete ulaştırmaz.

         Gavs-ı Sani Hz. de bu konu üzerinde çok dumakta ve sık sık şu uyarıyı yapmaktadır:

  “Sizler niyetinizi Allah için güzel yapın, her işiniz güzel olur, güzel sonuç verir. Kulun güzel niyetini Allah bilsin yeter.”

     Yarabbi sen bu güzel sözlere uyan Müslümanlardan eyle bizleri

        Âmin

Adıyaman - Menzil Köyü 001

10/4/2007

Allah ile kul arasına girilir mi?

         Birçok insana,”gel bir mürşide bağlan, tevbe et, tasavvuf terbiyesine gir, insan tek başına terbiye olmaz, yalnız olarak din güzel yaşanmaz” dendiği zaman, hemen şu sözle karşılık verirler: “Allah ile kul arasına kimse giremez!” Bu söz, söyleniş amacına göre farklı sonuçlar doğurur.

         Tasavvufa itiraz edenlerin çoğu, tasavvuf yoluna girenlerin Allah ile aralarına çeşitli kimseleri koyduğunu, bir mürşide bağlanmakla
şirk tehlikesine düştüklerini, kendilerinin ise böyle bir tehlikeden uzak olduklarını anlatmaya çalışırlar. Acaba işin gerçeği böyle midir?

       “Allah ile kul arasına kimse giremez” sözünün geçek manası bilinmez ve yerinde kullanılmazsa fitne olur. Fayda değil, zarar verir. Bu zarar imana dokunur, dini zedeler, din kardeşliğini sarsar, cemaat ruhunu öldürür, edebi ortadan kaldırır.

        Bu söz, söyleniş niyetine göre farklı sonuçlar doğurur. Eğer “ben Allah’a kullukta önümde kimseyi istemem, peygamber, kitap, alim, mürşid tanımam, istediğim gibi kulluk yaparım, keyfimce ibadet ederim” manasında söyleniyorsa, söyleyeni dinden çıkarır. Daha doğrusu böyle düşünen kimse küfür, isyan ve gaflet içinde kalmış demektir. O hak dine girmemiştir ki, çıkmış olsun.

       Eğer, “ben Allah’a giden yolda Allah’ın Peygamberi ve Kitabı ile yetinirim, onlar ne diyorsa onu yaparım, başka kimseyi kabul etmem, alimlere bakmam, velilere bağlanmam, mezhepler beni ilgilendirmez, dini kendi anladığım gibi yaşarım” manasında söylenmişse, insanı sorumlu eder, işini zorlaştırır, sonu tehlikelidir. Çünkü arada alimler olmadan kendi başına dinin öğrenilmesi, anlaşılması ve yaşanması nasıl mümkün olacaktır?

Kur’an ve Sünnet, Allah rızası için hak yolda cemaat olmayı, cemaatın başındaki imama itaat etmeyi, topluca Allah’ın ipine sarılmayı, hep birlikte tevbe etmeyi, bilmediklerimizi alimlere sormayı, takva ve iyilikte yardımlaşmayı, bunun için Allah’ın sadık kulları ile beraber olmayı açıkça emretmektedir. Dinin hükmü bu iken, bir mümin hangi delil ve mantıkla bana bunlar gerekmez diyebilir? Dese bile bunun Allah katında ne kıymeti olabilir?

      Eğer bu söz, “Allah benim her halimi görüyor, biliyor, sözümü işitiyor, niyazımı dinliyor. Ben namazda, secdede, zikirde, duada ve tevbede kalbimi Rabbim’e bağlarım, gönlüme kimseyi koymam, kimseden bir şey beklemem. Benim korkum, sevgim, niyetim, hedefim sadece Allah’tır” manasında söyleniyorsa, ne güzel! Doğrusu budur, böyle olması lazımdır. Zaten bütün peygamberler kalbi dünyadan çekip Allah’a bağlamak için gelmişlerdir. Onlara vâris olan alimlerin ve kâmil mürşidlerin işi de budur. Buna ‘Allah adamı’ olmak denir. Kalbin bütün varlıklardan çekilip sadece Yüce Allah’a bağlanması kolayca elde edilecek bir nimet değildir. O tam bir hürriyyet halidir ki, arifler o hali elde etmek için nefisleri ile bir ömür mücadele vermişlerdir.

 

Dîvâne kesilir göz etse, bir nazar Sana!

 

 

          ALLAH İLE KUL ARASINDAKİ GERÇEK ENGELLER

           Hak yolunda kulun en büyük engeli kendi nefsidir. Manevi kirlerden temizlenmeyen nefis, Yüce Allah’tan perdelidir, taattan uzaktır, ilâhî sevgiden mahrumdur. Bu hüküm her devirde geçerlidir. Azgın nefis insanı öyle esir alır ki, Yüce Allah’ı bıraktırır kendisine kulluk yaptırır

“hevasını kendisine ilâh edinen kimseyi görmedin mi?”

(Casiye/23)

ayeti, nefsin ne derece azdığını ve onun elindeki insanın ne kadar alçaldığını göstermektedir. İnsan imanı ve dini için korkacaksa, kendi nefsinden korkmalıdır. Bütün ömrünü nefsi ıslah etmek için harcayan Allah dostlarını Allah yolunda perde görmek veya göstermek de, bu azgın nefsin bir vesvesesi, şeytanın hilesidir. Çünkü mürşid, kötülüğü emreden nefis ve şeytanın düşmanıdır.

                Nefsin en kötü huyu benliktir. İnsanı şirke düşüren nefsidir. Şirki nefse güzel gösteren şeytandır. Şirk, yaratılmış varlıkları Yüce Allah’a ortak görmektir. Şirk Allah için yapılacak bir ibadeti başkası için yapmaktır. Şirk, Allah’a ait yetki ve sıfatları kullara vermektir, Şirk, tevbe edilmezse affedilmeyen bir günahtır.

        Riya, Allah için yapılacak bir ibadeti veya işi insanlar görsün, sevsin ve övsün diye yapmaktır. Allah Rasulü A.S., bu ümmetin güneşe, aya, puta, taşa, insana tapmayacağını, fakat Allah rızasını unutup, insanlar için amel ederek dinlerini mahvedeceklerini bildirmiştir. (Hakim, İbnu Mace)

İnsan ile Rabbi’nin arasındaki en büyük perdelerden birisi de kibirdir. Kalbinde zerre kadar kibir olan kimse, ondan temizlenmeden cennete giremeyecektir

Bir diğer perde hasettir. Haset, insanda hayır bırakmayan bir hastalıktır.

      Ateşin kuru odunları yakıp kül ettiği gibi, haset de insanın yaptığı hayırlı amelleri yakmaktadır. Dünya sevgisi, gaflet, yalan, ibadetine güvenme, tevbeyi terk, Allah’ın takdirine karşı gelme gibi nefsin öyle hastalıkları vardır ki, her birisi hak yolunda ayrı bir yol kesicidir, perdedir, tehlikedir. Kesin tevbe edilmeyen bütün günahlar, Allah ile aramıza girmiş düşmanlardır.

    Allah ile insanlar arasına girip hak yolu tıkayanlardan birisi de dini dünyaya alet eden, menfaati için ayet ve hadislerin kesin hükümlerini değiştiren din adamlarıdır. Din adına korkulacak en tehlikeli insanlar bunlardır, insanın Allah’a giden yolunu kesen de onlardır. Ehli olmadığı halde şeyh gözüken sahtekârlar da bu gruba girerler.

    Allah ile kulların arasını açanların birisi de kötü arkadaştır. İnsan suretinde gözüken öyle şeytanlar vardır ki, insanı dinden imandan ederler. Hadiste belirtildiği gibi, her insan sevdiklerinin gidişatı üzere hareket eder. Öyleyse herkes kimleri sevdiğine iyi bakmalıdır.

3/4/2007

TÖVBE

 

Ebu Said (r.a) anlatıyor:

"Resûlullah (a.s) buyurdular ki:

Tebessümün ayların; zührenin sevincidir,

Sizden önce yaşayanlar arasında doksan dokuz kişiyi öldüren bir adam vardı. Bir ara yeryüzünün en bilgin kişisini sordu. Kendisine bir râhib tarifedildi. Ona kadar gidip, doksan dokuz kişi öldürdüğünü, kendisi için bir tevbe imkânının olup olmadığını sordu.

Râhib:

—Hayır yoktur! dedi. Herif onu da öldürüp cinayetini yüze tamamladı.

Adamcağız, yeryüzünün en bilginini sormaya devam etti. Kendisine âlim bir kişi tarif edildi. Ona gelip, yüz kişi öldürdüğünü, kendisi için bir tevbe imkânı olup olmadığını sordu.

Âlim:

— Evet, vardır, seninle tevben arasına kim perde olabilir? dedi. Ve ilâve etti:

    Ancak, falan memlekete gitmelisin. Zîra orada Allah'a ibadet eden kimseler var. Sen de onlarla Allah ibadet edeceksin ve bir daha kendi memleketine dönmeyeceksin. Zira orası kötü bir yer.

Adam yola çıktı. Giderken yarı yola varır varmaz ölüm meleği gelip ruhunu kabzetti. Rahmet ve azab melekleri onun hakkında ihtilâfa düştüler.

Rahmet melekleri:

      Bu adam tevbekâr olarak geldi. Kalben Allah yönelmişti, dediler

Azab melekleri de:

    Bu adam hiçbir hayır işlemedi, dediler.

Onlar böyle çekişirken insan suretinde bir başka melek, yanlarına geldi. Melekler onu aralarında hakem yaptılar.

Hakem onlara:

       —Onun çıktığı yerle, gitmekte olduğu yer arasını ölçün, hangi tarafa daha yakınsa ona teslim edin, dedi.

Ölçtüler, gördüler ki, gitmeyi arzu ettiği (iyiler diyarına) bir karış daha yakın. Onu hemen rahmet melekleri aldılar."

                                            Kaynak: Buharî, Enbiya 50; Müslim, Tevbe 46, (2766); İbnu Mâce, Diyât 2, (2621). 


« Önceki |


Takvim

Vaktini ne ile geçiriyorsan, sen o’sun

Bir Hadis
peygamberimizin terinin kokusu
Mail listemize üye olun


EkleÇıkar
Mesaj


gül bahçesinde gül olmak

semerkandpazarlama


gül bahçesinde gül olmak
Sultanlar Diyarı



BLOGUMUZDAKİ BİLGİLER, İNSANLARIN İSTİFADESİ İÇİN HAZIRLANMIŞTIR.
HİÇ BİR HAKKI SAKLI DEĞİLDİR,
HERKES İSTEDİĞİ GİBİ İSTİFADE EDEBİLİR.

Sen, Rabbinin yoluna hikmetle ve güzel öğütle davet et."Nahl sûresi (16), 125
...:::2007-2009:::...